YAZAR 14.09.2009
1
Koyu gecenin ortasına ıslak kelimelerle not düşecektim “bu karanlık benim”. Fakat tüm sessizliğim tok kapı sesi iki kere üst üste çalınarak bozuldu. Yerimden ağzımı dolduran küfürlerle kalktım. Bu hep olan bir durumdur, siz çalan kapıya doğru yürürken geçen 15 saniyelik zaman dilimi içinde kapı müzisyeniniz eliniz kapı koluna ulaştığı o son anda sabırsızlığına yenik düşüp tekrar kapıyı çalar –tak tak.
“Tamam geldim.” Kapımı döven en son yumruk sesinden gelen kişinin çok acelesi olduğu fikrine kapılıyordum, elim kapı kolunu çevirirken “amma sabırsız birisin” diyordum içimden.
Kapılar açıyordum
Gecenin en koyu karanlığında
Yarı sert kelimelerle.
2
Kâğıtla kalemin evliliğinde eften püften kavgalar çıkarmak adetimdir. Nokta ile bitirdiğim her cümle dumanları tüten savaş meydanlarından arta kalan cesetlerin kokmuş havasını üzerinde taşıyordu. Öyle ki sözcüklerim birbirlerinin azılı düşmanlarıymışçasına dövüşüyorlardı. Bu bitmek bilmez savaşlar ve arta kalan ceset yığınları arasında gezdirirken kalemimi, tek düşüncem yarattığım karakterlerin hayatına girebilmekti. Çoğu zaman her anına dokunduğum kadın çocuk ve adamların hayatları bu kadar karanlık mı olmalıydı? Ya da yazmadığım zamanlarda nelerle uğraşıyorlardı. O var ettiğim dünyayı içinden yaşamadan uzak gözlerle seyrediyordum.
Bu kez beni
Nerede öldüreceksin kalem!.
3
“ Elinde getirdiğin notlarda kendi hikâyemi okumak hatta benimle aynı şeyleri yaşayan karakterin isminin benim ismimle aynı olması çok garip. Söyler misin sen kimsin?”
Gecenin içinde hiç bilinmedik zamanın ufacık bir anında karşımda duran bu adam benim yaşadıklarımı yazan kişi olduğunu iddia ediyordu. Kimdi? Neydi? Nerden geliyordu? Ve asıl önemli olan da neler oluyordu?
“Aslında sana pek bir şey anlatmam gerekmiyor sadece bilmen gereken bundan sonrası”
“Bir saniye durur musun kafam karıştı. Bana şunu söyle ne demek oluyor bu ?”
“Hangisinden başlayayım ki. O zaman şunu düşün bu akşam bir şeyler yazacaktın fakat yazamadın neden sence?”
“Çünkü tam yazacağım sırada senin kapıyı çalmanla tüm her şey dağıldı”
“Yanılıyorsun, yazmaya başlayacaktın diye bir durum söz konusu bile değildi. İçinde sadece yazman gerektiği hissin vardı. Al bak olacakları ya da olmuşları oku buradan.”
Ne demek oluyor bu. Aklımın içinde kapıları açtıkça karşıma cevapları eksik soru işaretleri çıkıveriyordu. İvedi cevaplar çözümlere yol açmazdı.
-----Ne demek oluyor bu. Nerden biliyordu diye aklından geçirirken kafasında hiç olmadığı kadar çok soru işareti beliriverdi.----
Gözlerimden ateş çıkacak gibi oldu. Ne olur tanrım bir açıklaması olsun bunların. Bedenimde tutarsız hummalı bir titreme ile korku bir aradaydı. Tamam, bu kâbustu ama ben uyanmayı beceremiyordum.
“Şunu anlatmak istiyorum sana, hayatın boyunca yaşadıklarını ben yazdım. Tüm anıların, tüm aşkların ve hatta cinayetlerinin hepsi benim aklımın ürünüydü.”
Biliyorum son birkaç dakikadır bunu tekrarlayıp duran beynimden garip sorular geçiyordu. “ Eğer söylediklerin doğruysa ki ben hala mantıklı bir açıklaması olduğunu düşünüyorum.”
“ Bak ben sana tanrınım demiyorum. Sadece yaşadıklarını yazdığım bir hikâye karakterisin diyorum.”
“ Dur bir saniye sen şimdi tüm hayatımın bir öykü roman yâda hikâye mi olduğunu söylüyorsun.”
“Evet öyle.”
Artık sinirlenmeye başlıyordum. Az önce cinayetin dedi nerden bilebilirdi ki bunu yoksa polis miydi?
“Polis misin ?”
“ Neden anlamak istemiyorsun?”
“ Neyi anlamalıyım cinayet işlediğimi de nerden çıkardın ki ?”
“ Peki, işlemedin mi o zaman çevirsene ilk bölümden on sayfa.”
---- Gecenin sessizliğinde tüm yaşamından ve insanlardan uzaktı. Ormanda kamp kurmak huzur vericiydi. Bir anda sessizliği içindeki cılız ve titrek mum alevi gibi beliren ölüm duygusu ile bölündü. Nasıl yapabilirdi hayır hayır yanlış bir şeydi, olamazlarla içindeki alevi söndüremiyor giderek daha da büyütüyordu. Daha önce kimseyi öldürmemişti ama engelde olamıyordu kendine. Oysaki nasılda güzel uyuyordu sevgilisi yanında. Bu hafta sonunu kamp yaparak geçirme fikride ondan çıkmıştı. Çadırın içinde yanında her şeyden habersiz uyuyan kadına baktı karşı koyamıyordu tutkusuna. Usulca kadına doğru yöneldi çadırda ki oksijen yerini cinayet kokusuna terk ediyordu.
Okurken gözlerimin şiddetle açıldığını hissediyordum. Kalbimin heyecandan hızlandığını anlamam güçte olmadı. Tümünü detayları ile nasıl bilebilirdi ki? Kimse görmedi biliyordu ve o karanlık gecede hangi ağacın altına gömdüğümü bile hatırlamıyordum ama karşında duran bu adam hepsini ayrıntıları ile yazmıştı. Tamam diyelim ki gördü aklımdan geçenleri nasıl biliyordu. Of bu soruların ardı arkası kesilmeyecek.
“ Gözlerinin büyüdüğünü fark edebiliyorum. Sorularının cevaplarını bulmak bir yana uzaklaşırken karşına yenileri çıkıyor.”
Böyle bir şey mümkün olabilirimiydi. Tüm hayatımı ya o yazdıysa. Ne yani hepsi bir hayal gücümüydü. Olamaz bence mantıklı bir açıklaması illa vardır. Sinirleniyordum sesime yansımama ihtimalide olmazdı sinirli halimin.
“ Söylesene lanet adam yaptığından ne elde etmeyi bekliyorsun. Bundan sonra daha da kötüye gidecek biliyorsun değil mi ?”
“ Aslında hiçbir yere gitmeyecek. Senin hikâyenin sonu burada başlıyor.”
“ Ne demek ? Beni mi öldüreceksin.”
Ölüm! Ölüm! Ölüm!
Söylediği anda içimde yankılanmaya. Baş belası mum alevini yeniden yanmaya hatta kendini kocaman bir yangına dönüştürmeye başlamıştı. Sadece ölmesi gerekiyordu işin ilginç tarafı düşünmeye başladığım anda aslında uyguluyordum bir yandan. Ellerimde yaşadığı ölüm tüm hayatını tüketmeden önce “ Belki de ikimizin hayatını yazan başka bir el vardır.” Dedim.
4
Odanın bir köşesinde ölüydü artık. Cesedine bakarken nasılda yüzümde anlamsız bir gülümseme yer edinmişti suratıma. Odanın öteki köşesinde oturmuş izliyordum onu. Elimin birinde kanlar içinde notları diğerinde jilet vardı. Haklıydı hayatımı o yazmıştı ve hayatım sona eriyordu notların en son bölümü de onu anlatıyordu
Artık üşümeye başlamıştım. Tenimden akan kanın yavaşlaması kalbimin durmaya yaklaştığını haber veriyordu. Korkuyordum ve bundan keyif alıyordum.
Köşe başlarına ölüm ilikliyorum
Kahpe duygularım kan kokulu erguvanlara açılıyordu
Sus düşüyordu suratıma
Cesedimi kaybediyordum
Cinayetime kurban giderken
Oz Büyücüsü
20.09.2009
02:20
Vertigo/Taksim
28 Aralık 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder